Gülten Dayıoğlu hakkında herşey

Gülten Dayıoğlu

Gülten Dayıoğlu, (d. 1935, Emet-Kütahya). Türk roman ve öykü yazarı. Daha çok yazdığı çocuk kitaplarıyla tanınır.

İstanbul'da eski adıyla Atatürk Kız Lisesi olan Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi'ni bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenim gördü. Daha sonra okulu bıraktı. Dışarıdan sınavlara girerek ilkokul öğretmeni oldu. On beş yıllık hizmetten sonra 1976'da istifa etti.

İlk eseri "Bahçıvanın Oğlu" adını taşıyan bir çocuk kitabıydı. 1963'te yayınlandı. Ayrıca yirmiden çok radyo ve televizyon oyunu yazdı. 1965'ten beri eğitim ve öğretim sorunlarıyla ilgili görüşlerini Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleri başta olmak üzere çeşitli gazete ve dergilerdeki yazılarıyla dile getirmektedir. Daha çok çocuk edebiyatıyla uğraşmıştır. 1963-1971 yıllarında çocuklar için, birer hikayelik yirmi altı küçük kitap yayınladı. Altı-dokuz yaş grubu için yirmi kitaplık "Ece ile Yüce" isimli bir de dizi hazırladı.

Evli ve iki erkek çocuk annesidir.

FADİŞ’TEN MO’NUN GİZEMİ’NE
Kırk beş yıldır çocuk-gençlik edebiyatında çok sayıda ürün veren Gülten Dayıoğlu, ilk çocuk kitabı “Bahçıvanın Oğlu”ndan (1963) bu yana, kuşaktan kuşağa okunan yapıtllarıyla, okurlarının gönüllerine taht kurmayı başardı. Bu yapıtllarıyla, yedi yaştan itibaren, değişik yaş kesimlerindeki çocuk ve genç okurlar için hazırlanmış öykü ve romanlardı; Dayıoğlu, bu kez fantastik gençlik romanı Mo’nun Gizemi 2 - Otran ile bir kez daha okurlarıyla buluşuyor.

MO’NUN GİZEMİ ÇÖZÜLÜYOR...
“Mo’nun Gizemi” ve “Kıyamet Çiçekleri”nde fantastik edebiyatın sularında gezinmeye başlayan Dayıoğlu, Alaca Karanlık Kuşları’nı ‘evrim’ teorisi üzerine kurguluyor. “Eserlerimin üç kuşağa hizmet verdiğimi bilmekten büyük mutluluk duyuyorum,” diyor Dayıoğlu. “Fantastiğe yoğunlaştığım doğru. Dünyayı geziyorum. Gezdiğim ülkelerin öyle fantastik öyküleri var ki... Galiba çocukluğumun masalları, yazar kimliğimle bütünleşiyor, yollarımız kesişiyor. Roman kahramanlarının kendilerine özgü örnekleri, kaynakları var. Kahramanlarımı yaratırken, gerçek insanlardan esinlenirim. Fantastik kurgu ile yazarken, düşler nice uçuk olsa da bir ayağı yere, yani gerçeğe değmeli... Fantazyaları dozunda kullanmak, sorumluluk bilinci taşımak gibi ilkeleri benimsemek gerekiyor.”

MO-SAN: ‘İNSANÜSTÜ’ VARLIK
Mo’nun Gizemi 2 - Otran’ın baş kahramanları yine Defne ve Burç. Defne ve Burç, birbirlerine çok yoğun bir aşkla bağlı, iki genç… Aynı zamanda dünyanın sayılı genetik uzmanları arasında yer alıyorlar. İlk kitapta başlayan soluk kesici maceralar ikinci kitapta hızını kesmeden devam ediyor: Japon bilgin Yuma’nın tek hedefi İn-Mo-San adlı ‘insanüstü’ varlığı yaratmaktır. Bu amaca erişmek için, Defne ile Burç’a Mo yaratığının genlerini aşılamaya başlar. Bir süre sonra da iki genci tuzağa düşürüp, kaçırır. İnsan varlığının gizemli sınırlarını aşmayı düşleme gücüne sahipseniz, “Mo’nun Gizemi 2 - Otran”la kanatlanıp uçmanız işten bile değil!



SOSYAL İÇERİKLİ ÖYKÜLER

Dayıoğlu, ilk gençlik yıllarından beri, sürekli olarak, edebi türde sosyal içerikli öyküler yazar. Bunların kimileri dergilerde, gazetelerde yayımlanır. Bu öykülerden biriyle (Döl), 1964-1965 Yunus Nadi Öykü Yarışması’na katılır. Döl, köyde urgana asılarak doğum sancılarıyla başa çıkmaya ve tek başına yavrusunu dünyaya getirmeye çabalayan bir kadının öyküsüdür. Yarışmada, Döl, bir oy farkıyla ikinci olur. Yazı işleri Müdürü Ecvet Güresin, yönetim odasında, Dayıoğlu’nun armağanını verirken, Cumhuriyet gazetesinde, isterse, yazabileceğini de iletir yazara. “Pek sevinmiştim,” diyor Gülten Dayıoğlu. “Hemen eğitim öğretim ve çocuk yazını ile ilgili makaleler, dizi yazılar yazmaya başladım.” 1967 yılında, Milliyet gazetesine geçer Dayıoğu. “Milliyet’te Abdi İpekçi ve Ali Gevgilili’den inceleme yazıları ve röportaj teknikleriyle ilgili çok değerli bilgiler edindim. İşin ilginç yanı, bu tür bir yardımı ben istemedim. Onlar götürdüğüm yazıları bizzat inceler, eleştirir, görüşlerini bana aktarırken, beni eğitirlerdi.”
Fadiş’in ilk yayınevi de Abdi İpekçi’nin kurduğu Milliyet Yayınları olacaktır. Fadiş, 1971 yılında Milliyet Yayınları tarafından on bin adet basılır ve iki buçuk ayda tüm baskı tükenir. 1979 yılında ise Fadiş, Altın Kitaplar’dan yeniden basılır. Yazılışından sekiz yıl sonra, okuruna kavuşma olanağı bulan Fadiş, o günlerden bugünlere, kesintisiz olarak yapılan yeni baskılarla kuşaktan kuşağa okunmaya devam ediyor.

Eserleri

Ödülleri

 

 

Gezileri Çocuk ve gençlik Kitapları Romanları Kitapları


 

Yorum Yaz